Bu başlığı görünce bu ne kadar ağır bir yaklaşım, hangi belediye, nolmuş da bu kadar ağır bir başlık konulmuş diye düşündüğünüzü biliyorum. Ama korkmayın! Bu sadece sosyal bir deney. Birkaç haftadır köşe yazıları yazıyorum biliyorsunuz. Manşet gazetemizden tam okunma sayıları alamasak da internet sitemizden hangi haberin ne kadar okunduğu, hangi köşe yazılarının ilgi çektiği tam sayısıyla görünüyor. İçeriğine çok güvendiğim ve içeriğe uygun olduğunu düşündüğüm başlıklarla yayınladığım son yazımın gerekli ilgiyi görmediğini farkedince, konunun uzmanlarına sordum. Onlarda vurucu, ilgi çekici başlıkları olan yazıların daha fazla tıklandığını söylediler. Bende bu deneyi yapmaya karar verdim. Yıllardır özellikle ulusal basında yazılarını takip ettiğim, fikirlerine değer verdiğim köşe yazarları var. Emin olun onların yazılarını başlıklarına bakmadan okurum. Yazıların okunabilmesi için vurucu başlıklar kullanıp da içeriğinde konuyla hiç alakası olmayan şeyler okuduğum da çok olmuştur. Bunu Türkiye'nin önde gelen internet haber siteleri bile yapmaktadır. Bazen de herhangi bir kurumla işi olan ama istediğini yaptıramayınca sosyal medyadan o kurumlara saydıran bir sürü kişiyle de karşılaşıyoruz ne yazık bu şehirde. İstediği yapılınca o saydırdığı kurumları övmeye başlıyorlar birden. O kişilerin bu yazılarına sonrasında ulaşmaya çalışsanız da ulaşamıyorsunuz nedense. Bizler yazdıklarımızın her zaman arkasındayız, hem gazetemizle hem internet sitemizle...Ağzı olan konuşuyor hesabı, sosyal medyada istediğine istediği gibi yazma hakkını kendinde bulanlara prim verilmemesi gerekiyor. Tabiki basın olarak basın özgürlüğünü en çok savunan bizler, seviyeli,kaliteli haberlerin ve yazıların, özgürlüğün hep arkasındayız. Ama işi görülsün diye yazı yazanlarında tam karşısında. Yukarıda bahsettiğim başlığına göre tıklanan haber konusu genel önyargılarımızdan kurtulmamız gerektiğinin de bir göstergesi. Şekilci ve materyalist dünyada, “şeklinle karşılanır, fikrinle uğurlanırsın” diye bir sözün ne yazık ki gerçeğe dönüşüyor olması üzücü. Nice Entelektüel görünen kişinin içinin boş olduğunu, kılığına dikkat etmese de nice dopdolu insan olduğunu yıllardır görmekteyim. O yüzden şekilcilikten kurtularak öze yoğunlaşmamız gerektiğini düşünüyorum. Bakalım bu yazımız ne kadar okunacak veya tıklanacak. Dedim ya sosyal bir deney bu...

 

Eyvallah...